14 Haziran 2021 Pazartesi

Türkçe ve Sadeleştirme

Şimdilerde yerinde yeller esen birkaç tweete cevaben dil üzerine yazdıklarım. Hatırımda kaldığı kadarıyla cevap verdiğim arkadaş dil devrimini Kur’an’a yapılmış bir ihanet olarak görmekte, dilimizin eskiden Kur’an koktuğunu ama artık Kur’an’a yabancı olduğunu iddia etmekte bunun üzerinden dil devrimini, Türkçeleştirme – sadeleştirme faaliyetlerini hatalı gördüğünü hatta bunun bir çeşit piçleşme olduğunu ifade etmekte. Ben de bunun üzerine bir şeyler yazmıştım.

Kaynak:

https://twitter.com/benmbs/status/1144996383226761217

https://twitter.com/benmbs/status/1122908728762740737

https://twitter.com/benmbs/status/1122443190722863104

 

---

 

"Kur'an kokmak" Kur'an'ı anlamamıza engel olmuyor muydu? Arapçadan dilimize geçen kelimeler Arap dil/zihin dünyası bağlamında mı geçiyordu yoksa Türk dil/zihin dünyasında kendi anlamlarını mı kazanıyordu? "Kur'an kokusu" aromadan mı geliyordu yoksa hakiki koku muydu?

Zihniyet ve ahlak piçliğine bir şey diyemem. Ama başka dilden köksüz alınan kelime, öz dil ağacımızda sığıntı olarak kaldıktan sonra, ekinin kökünün verimi alınamadıktan sonra piçleşmeye mahkûm değil midir?

Yoksa asıl piçleşme, öz dilimizde kullanılmakta olan sözcüğü bırakıp yabancı dildeki sözcüğü almakla, öz dilimizi kısır bırakmak neticesinde mi olmuştur?

 

“herkes oturgaçlı götürgeç değil de otobüs diyorsa otobüs kelimesi Türkçedir” şeklindeki bir itiraza cevaben yazdıklarım:

Dil, oldu bittiye getirilemeyecek kadar hassas bir konudur. Kur'an, "söz"ü İbrahim suresi 24-26. ayetlerde tanımlamıştır. Bu ayetlere göre sağlam söz kökü yerde, dalları göğe doğru uzanıp meyvesini veren ağaç gibiyken; kötü sözse yerden koparılmış, ayakta durma imkânı olmayan ağaç gibidir. Yukarıda verdiğim "öz dil ağacında sığıntı sözcük" örneği İbrahim suresinin yukarıdaki ayetlerine atıftı. Sorguladığım şey, herkesin neden "oturgaçlı götügeç" -ki TDK'nin böyle bir önerisi yoktur; bu, meseleyi sulandıranların TDK'ye iftirasıdır- demediği değil; herkesin neden "otobüs" dediğidir.

Dil ağacımızdaki piç kelimeye örnek: AYNA Bu sözcük kime ne anlatmaktadır? AYNA sözünü duyan Türk'ün zihninde nasıl bir etkileşim olmakta, nasıl bir dil mekanizması çalışmaktadır? Sözcük türetmek düşünce üretmektir ve sözcük türetmeyip dil ağacına sözcük aşılamak -devşirmek- zihnin düşünce üretim mekanizmasını kısırlaştırmaktadır.

Oysa dilimizde ayna sözcüğü için kullanılacak, Türk'ün zihninde hikâyesi olan, kelimenin hafızasını yokladığı bir kelime bulunmaktadır: GÖRÜNGÜ Ayna sözünü duyan kimse sözün ekine köküne inip, kelimenin hafızasına dokunamazken, kelime insanımızın hafızasına dokunamazken; görüngü kelimesinin zihin dünyamızda bir hafızası, anısı, anlatısı vardır. Sözcüklerden birisi yemişini veren, besleyen ve beslenen; birisi yemiş veremeyen, kısır, beslemeyen ve beslenemeyen sözcüktür. Dal kesilmiş, ağaç istilacı türe terk edilmiştir.

Kelimelerin divan kullanımı ve divandan halka yansıyan kullanımıyla Arap sözlüklerindeki kullanımını kıyaslamadım, bilgim yok. Ama bugün Kur'an okuyan bir Türk, Kur'an'dan dilimizde kullanılan bir kelimeyi duyduğunda, sırf bu ortaklık yüzünden metni yanlış anlamaktadır.

Minik birkaç örnek: Ceza, ecel, emir kelimelerine bir bakın derim. Konu uzun, Twitter zor. Arzu eden olursa başka bir ortamda devam edebiliriz.

Son olarak ekteki tweet zincirini bırakayım:

@okuyanmehmet hocam, Arapça biliyor olsam Arapça - Arapça sözlük alırım. Bu nedir ya hu? %25 Türkçe. Hadi tüm kelimeler arası karşılaştırma yapsak %37 Türkçe. Anlaşılmaz ki böyle



Sonra ekteki ve ekin ekindeki sorunları yaşıyoruz:

Kendime not: "TDK'nin dil devrimi yüzünden Kur'an'ı anlayamıyoz" söylemi hatalı olabilir... Dil devrimi değil de, dil devrimine sebep olan durum daha problemli olabilir.

Öğrendim ki, yukarıdaki yakınmam Karahanlılardan sonra içerisine düştüğümüz "Anlaşılmaz İlah ve Kitap" sanrısından mirasmış bize





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Fena arkadaştan kaç, kaç!

“Fena arkadaştan kaç, kaç!” Furkan 28 - 30: ▪︎Eyvah! Keşke falancayı veli edinmeseydim! ▪︎Ant olsun ki bana öğüt geldiği halde, beni o sa...