8 Eylül 2020 Salı

Okuma grupları

Okuma gruplarıyla alakalı @parmakuclari’nın yaptığı kısa bir zincire atıfta bulunarak düşüncelerimi yazdığım birkaç tweet.

Öncelikle @parmakuclari’nın zincirini koyayım, sonrasında kendi yazdıklarımı koyayım.

Benim zincirin bağlantısı: https://twitter.com/benmbs/status/1023210442481696768

@parmakuclari’nın zinciri: https://twitter.com/parmakuclari/status/1022962580112007169

Okuma gruplarına lisede, üniversitede çokça katıldım. Birinin dediğini diğerinin onaylaması dışında bi şeyin olduğu bi gruba denk gelmedim.

Sadece, katılanların fikirlerini teyit edecek değil, onları rahatsız edecek eserlerin okunduğu tartışmalı bi gruba dahil olmuştum. O tartışmaların ekmeğini hala yerim.

Şimdi olsa, aynı konuda farklı kitapların farklı kişiler tarafından okunduğu bi tartışma grubuna katılırdım. Kitap üzerine konuşmanın en faydalı formatı bence bu.

 

Hiçbir okuma grubuna katılmadım. Katılsam ne olurdu bilmiyorum ama verimli olacağını sanmıyordum. Binlerce blog sitesinde, makalede o kitapla/konuyla alakalı farklı görüşler olduktan sonra ödev bilinciyle toplanıp "hadi kitap konuşalım" demek bilmiyorum ne kadar mantıklı.

@parmakuclari’nın alıntıladığım tweeti:

Okuma gruplarına lisede, üniversitede çokça katıldım. Birinin dediğini diğerinin onaylaması dışında bi şeyin olduğu bi gruba denk gelmedim.

 

Elbette aynı derdin dostlarıyla beraber olup eser/fikir hakkında hasbihal etmek ayrı bir haz verir ama bu doğal gelişmelidir. Ali İmran 191'e bir de böyle bakmak gerek belki de.

Ali İmran 191: Onlar ki, ayakta, otururken, yan yatarken hep Allah'ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler: "Ey Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Şanın yücedir senin. Ateş azabından koru bizi."

 

(Yıllar sonra açılan parantez: Burada açıklama yapmam gerektiğini düşünüyorum. Yukarıdaki paragrafta “ama bu doğal gelişmelidir” dedikten sonra Âli İmran 191’i örnek vermem şu sebeptendi: Âli İmran 191’e baktığımda gördüğüm Allah’ı zikretmenin doğal gelişen bir süreç olduğudur. Yani o kişilerin –ayetin bağlamından o kişilerin ‘sağlıklı düşünen kimseler, ulul elbab’ olduklarını anlıyoruz- Allah’ı düşünmeyi zil çalınca derse başlayıp zil çalınca bırakan kurmalı öğrenciler gibi değil, öğrenciliklerini içselleştirmiş, ders çalışmayı karakter haline getirmiş kişiler gibi olmaları gerektiği yani Allah’ı ve yaratışını düşünmeyi hayat felsefesi, yaşam tarzı haline getirdiklerini anlamış, aynı şekilde kitaplar hakkında konuşmaların da doğal gelişen bir süreç olması gerektiğini savunmuşum.)

Düşünmek, düşünerek yol almak biraz da yalnızlık işi. Ve, "yazım" işi.

Fikir muhasebesi belki de sözlü değil yazılı yapılmalı. Konunun ve konuyla alakalı okunan farklı kitapların tahlilleri yazılı olarak grup üyelerine sunulduktan sonra, sunulan metinler üzerinden muhasebe yapılırsa daha verimli olabilir. Söz uçar, yazı kalır

Gerçekten birikimli, "hocam" denilebilecek kişilerin olduğu gruplar müstesna, bu dediğimi yapmak için fiziksel gruba da gerek yok.

  • Konu belirle. 
  • Kitap seç ve oku.
  • Konuyla-kitapla alakalı internetten kaynak tara.
  • Kitapla-konuyla alakalı yazı yaz.

Grubun buradaki faydası kişiye editörlük yapabilecek olması. Haricinde pek bir fayda göremiyorum.


Yıllar sonra ekleme:

Yasin Hocanın zincirindeki 3. tweeti üzerinde düşünmeye değer buluyorum. Tek bir kitap hakkında konuşmaktansa bir konu etrafında birden fazla kitap hakkında yazıyla desteklenen tartışmalar yapmak çok daha verimli olacaktır sanıyorum.

Daha sonraki yıllarda Kur’an’da gruplarla çalışmakla ilgili birkaç paylaşımım olmuştu ama, buraya şimdilik eklemiyorum. Bakalım belki bir süre sonra güncellerim bu yazıyı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Fena arkadaştan kaç, kaç!

“Fena arkadaştan kaç, kaç!” Furkan 28 - 30: ▪︎Eyvah! Keşke falancayı veli edinmeseydim! ▪︎Ant olsun ki bana öğüt geldiği halde, beni o sa...